Geminin Başı Neresi?
—
Bölüm 1: Fırtınadan Önceki Sessizlik
Bazen insanın hayatı bir gemiye benzer. Karaya saplanmışken bile denizle yüzleşmek zorunda kalırsın. Ama karayı gördüğünde, o geminin başının neresi olduğunu sormak gerekir. Kayseri’de bir akşamüstü, fark ettim ki; gemimin başı neredeydi? Kendimi kaybolmuş hissediyordum. Belki de gittiğim yolda belirli bir yön yoktu; belki de “geminin başı”nı kaybetmiştim.
O gün, güneşin son ışıkları üstümde gezinirken, hiçbir yere gitmeyen zamanla birlikte ilerliyordum. Yavaşça yürüdüm, adımlarımın her biri toprağa daha sıkı basıyordu. Gerçekten bir yere varmak zorundaydım. Ama nereye?
Yıllardır kaybolduğumu hissediyorum. Kayseri’de doğmuş biri olarak, herkesin bildiği, ama kimsenin tam olarak anlatamadığı bir şehirde büyüdüm. Bu şehirde kaybolmak kolaydır. Bir sokakta yürürken zamanla beraber kendini bulamazsın. Bu, tam anlamıyla fırtına öncesi bir sessizlikti. Karar verecek bir noktada duruyordum, ama nereye gitmem gerektiğine dair hiçbir fikrim yoktu.
“Geminin başı neresi?” diye sordum birden. Kendime.
—
Bölüm 2: Kaybolduğumda Neler Hissettim?
O an içinde olduğum kararsızlık, bana hayatımı sorgulamayı öğretti. Kaybolmuş bir gemi gibiydim; nereye gittiğimi, hangi rotada olduğumu tam olarak bilmiyordum. İçimi kavuran bir fırtına var ama, fark etmiyorum. Gözlerim bulutların arasına kayıyor, ufuk çizgisi bir hayal gibi görünüyor.
Bir arkadaşımın da benzer bir kaybolmuşluk yaşadığını hatırlıyorum. Bir gün bana, “Yolumu kaybettim,” demişti. O zaman ben de aynı şekilde hissetmiştim, ama ona fazla anlam vermemiştim. Şimdi fark ettim; herkes bir noktada kaybolur. Belki bazen kaybolmak gerekirdir, çünkü kaybolduğun yerde seni bekleyen bir şey vardır. O zamanlar hayatımdan bir şeyler eksikti. Her gün bir adım daha yalnızlaşıyordum.
Bu düşünceler içinde kaybolmuşken, biraz daha ilerledim. Kayseri’nin sokakları her zaman dar, ama o dar sokaklarda bir şekilde kaybolmak hiç de zor değil. Her adımda farklı bir duyguyu daha hissediyordum. Bir umut vardı, ama o umudu ne zaman bulacağımı bilmiyordum. İçimden geçirdiğim o sözcükler, “Geminin başı neresi?” sormak gibiydi; bir yolun başlangıcını arıyordum ama tek bir adım atmam gerekirdi.
—
Bölüm 3: Umut Arayışı
Biraz daha yürüdüm ve Kayseri’nin o eski mahallelerinden birine geldim. İnsanlar birbirlerine selam verirken, ben hiç duymadım. Kafamda o kadar çok düşünce vardı ki, dünya bir kenara çekilmiş gibiydi. Aniden, içimde bir his belirdi: Eğer bu kaybolmuşluk bir yerden sonra seni yönlendirecekse, o zaman geminin başı buluşacağımız yerdi. Ama nereye? Ne zaman?
Bir an için, hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını düşündüm. Bu kayboluş, bu belirsizlik, belki de bir şeylerin başlangıcıydı. Gemi, kıyıya değil, denize açılıyordu. Ve ben, kaybolmuşken, denizin sonrasını merak ediyordum.
Hızla geçti zaman. Fırtına bile yaklaşıyor gibiydi, ama bir yandan da derin bir huzur vardı içimde. Duygularım birbirine karıştı. Heyecan ve korku arasındaki o ince çizgide ilerliyordum. “Geminin başı neresi?” sorusunun anlamı bu noktada daha da derinleşti. O baş, bir zamanlar korktuğum, ama şimdilerde cesaretle karşılayabileceğim bir şeydi. Ve belki de tüm bu kaybolmuşluk, bana doğru yönü bulmak için bir işaretti.
—
Bölüm 4: Sonunda Kıyıya Ulaşmak
Bir gün, Kayseri’nin sokaklarında yürürken fark ettim ki, gemimin başı aslında her zaman önümdeymiş. O başı bulmak, her an bir adım uzaklıktaymış. İhtiyacım olan tek şey, o adımı atmak ve denize açılmakmış.
Geminin başı ne kadar uzak görünse de, bana bir şey söylemek istiyordu. Belki de sadece benim kaybolmamı bekliyordu. Her şeyin bir anlamı vardı, hem de ben farkında olmadan.
Bazen insan, bulunduğu yerin kaybolmuşlukla ne kadar ilişkilendiğini anlamıyor. Bu kaybolmuşluk, içsel bir yönsüzlük olabilir ama bazen de rotayı bulmak için bir fırsattır. Ve ben, o fırsatı yakaladım. Şimdi, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, gemimin başı önümde duruyor. Belki bir yerlerde bir fırtına var, ama ben ona gülümsüyorum. Artık, kaybolmuş olmaktan korkmuyorum. Çünkü, kaybolmak, yeni bir şeyin başlangıcıdır.
Geminin başı, aslında hep içimdeymiş ve ben onu bulmak için sadece cesaretimi toplamam gerektiğini fark ettim.
—
Sonuç:
Hayat bazen gemi gibi, bazen kaybolmuş bir yön gibi görünebilir. Ama her kayboluş, bir şeyin başladığının işaretidir. O anları yaşamak, sorular sormak, kaybolmak… Tüm bunlar seni geminin başını bulmaya yönlendirir. “Geminin başı neresi?” sorusu, sadece bir anlık bir kaybolmuşluk duygusu değildir. Aslında, hayatın kendisiyle yüzleşmektir.
Belki de kaybolmak, bir zamanlar düşündüğünden çok daha anlamlıdır.